“Bugün beni gördün mü?”
Aslı gülmedi. “Sanmıyorum.”
“Karar vermedim daha.”
Aslı cevap yazmadı. Pencereye gitti, dışarıdaki ışıklara baktı. Belki bir gün, diye düşündü. Belki bir gün bir erkek gelir, sorar: “Peki sen ne istiyorsun?”
Dışarı çıktıklarında hava serinlemişti. Arda’nın arabası valenin getirmesini beklerken, Aslı bir şey fark etti. Arda ona bakmıyordu. Telefonuna bakıyordu, saate bakıyordu, ufka bakıyordu. Her yere bakıyordu da, Aslı’nın gözlerinin içine bakmıyordu. Erkekler Ne Ister
Garson geldi. Arda aceleyle bir şeyler söyledi, Aslı’ya sormadan iki kişilik bir şeyler ısmarladı. Şarabı da o seçti. Aslı, “Aslında ben beyaz tercih ederim,” diye mırıldandı ama sesini duyuramadı. Ya da duyurmadı.
“Yani,” dedi Aslı, “bir kadının sana ‘nasılsın’ diye sormasını bekleme. Önce sen sor. Bir kadının seni dinlemesini bekleme. Önce sen dinle. Bir kadının senin dünyana girmesini bekleme. Önce sen onunkine gir.” “Bugün beni gördün mü
“Kusura bakma, trafik cehennemdi,” dedi Arda, nefes nefese. Alnında boncuk boncuk ter vardı. Sakalı son birkaç gündür kesilmemiş gibiydi, gömleğinin yakası ütüsüz duruyordu.